Giriş Yap / Üye Ol
Vivasan Shop Türkiye

Bağımsız Distribütör Sayfası

Sepet

Sepete Bak Sepet Boş
0 00 TL
0 Ürün
  • ÜRÜNLER
    • Tüm ürünler
    • Fiyatlar
      • 0 – 10 TL
      • 10 – 50 TL
      • 50 – 100 TL
      • 100 – 200 TL
      • 200 – 300 TL
      • Fiyat Listesi
      • Temsilci Fiyat Listesi
    • Markalar
      • Accute
      • Cosval
      • Locherber
      • Migliorin
      • Sanotint
      • Sanotint Saç Boyaları
      • Sanotint Saç Bakım Serisi
      • Viva Beauty
  • Kimin için VIVASAN?
    • Çocuğunuz için (2 – 12 yaş)
    • Sizin için (12 yaş ve üzeri)
  • ÜYELİK / İŞ FIRSATI
    • ÜYELİK / İŞ FIRSATI
    • VIVAPARTY
  • VIVASAN
    • Hakkımızda
    • Etkinlikler
      • Konumlar
      • Rezervasyonlarım
    • Vivasan Gurme
    • Videolar
    • Sertifikalar
    • Destek / İletişim
    • Müşteri Hizmetleri
      • Kargo Takip
      • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • HABERLER

Eyl22

Beyin Tümöründe bitkisel tedavi yöntemleri

yazan VivasanShopTürkiye

0

Aşağıda beyin tümörü üzerinde etkileri bilimsel olarak araştırılmış ve kanıtlanmış bitkilere ait bilimsel makalelerden derlenmiş güvenilir bilgiler vardır.

Önemli not : Bu bitkisel tedavi yöntemleri, daha etkili varolan tıbbi bilimsel tedavilerin yerine  tercih edilmemelidir. Tıbbi tedavi yöntemleri denenmeden, bitkisel tedavi yöntemlerine başvurmayınız.

Lütfen bu konuda mutlaka destek alın. ”Beyin Tümörü Destek Grubu“muzla bağlantıya geçin. Size hasta ve yakınları olarak en iyi şekilde yardımcı olmaya çalişacağız. Email adresimiz: beyintumoru@gmail.com

Aşağıdaki alıntı yapılan metin Beyin Tümörü Destek Grubu‘na aittir.
———————————————————————————————————



ISCADOR – Viscum Album – Ökse otu

Avrupa Ökseotu (Viscum Album), yüzyıllardır tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Ökseotu özü bundan 90 yıl kadar önce ilk kez İsviçre’de kanser tedavisi için kullanıma başlamıştır. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar Ökseotu’nun içerdiği Viskotoksin ve Lektinler yüzünden kanserli hücrelere etki ederek bu hücrelerin gelişmesini engellediği hatta bazı kanser türlerinde kanserli hücreleri yok ettiği ortaya çıkmıştır. Lektinler şu an piyasaya yeni sürülen Avastin veya Altuzan gibi ilaçların etkin maddesidir.

İsviçre tabanlı Weleda firması ökse otundan özel tekniklerle elde ettikleri bitki özünü Iscador adı ile kullanıma sunmaktadır.

Ancak bazı kaynaklar ökseotunun tümör gelişimini artırdığını söyleyen raporlar vermişlerdir. Bunun üzerine 2002 yılında Almanya’da yapılan bir çalışmada ökseotundan elde edilen kimyasal madde içlerinde merkezi sinir sistemi, mide kanseri, akciğer kanseri, gögüs kanseri gibi kanser türleri bulunan 16 farklı tümör hücresi üzerinde denenmiştir. Çalışmanın sonuçları oldukça çarpıcı; Denenen hiçbir kanser türünde ökseotunun tümörü hızlandırıcı bir özelliğine rastlanmamıştır. Tam aksine 7 tümör türünde, tümörün ilerlemesini %30 ila %70 oranında yavaşlatmış 3 tümör türünde ise antitümör etkisi göstermiştir.

Iscador, İsviçre’deki Weleda firmasından ısmarlanabilmektedir.
Websitesi: http://www.iscador.com/

Kişisel notlar:
Günümüzde bitkisel tabanlı ilaçlar konusunda yeterince bilimsel çalışma yapılmamaktır. Bunun başlıca sebebi ilaç firmaları ile çıkar çatışmasıdır. İlaç firmaları doğada serbest halde bulunan herhangi bir kimyasal maddenin formülünün patentini alamazlar. Patenti olmayan bir ilacı ise herkes üretebilir ve kar marjı çok düşüktür. Bu yüzden bitkisel tabanlı ilaçları araştırmak yerine kendileri bunlara yakın sentetik ilaç formülleri üzerinde çalışırlar. Pekçok araştırma kuruluşu kaynaklarını ilaç firmalarından aldıkları için bu konuda çalışma yapmak yerine başka konulara yönelirler. Böylelikle meydan da bu konuda herhangi bir eğitimi olmayan ‘şarlatan’ tabir edecebileceğimiz çıkar peşinde koşan sahte uzman ve sahte profesörlere kalır.

Kaynak:
Absence of tumor growth stimulation in a panel of 16 human tumor cell lines by mistletoe extracts in vitro. Maier G, Fiebig HH. Institute of Experimental Oncology, Oncotest GmbH, 79108 Freiburg, Germany. Anticancer Drugs. 2002 Apr;13(4):373-9.

Anvirzel (Nerium Oleander) – Zakkum

Anvirzel, Nerium Oleander (Zakkum) bitkisi ozunden elde edilen bir ilactir. Ilk olarak tip doktoru Dr.Ziya Ozel tarafindan kanser tedavisinde kullanilmis ve olumlu sonuclar alindigi soylenmistir.

Turk basininda ise konu hakkinda dogru, yanlis pek cok sey yayinlanmis ve ulkemizde bu konuda ki calismalarin onu bir sekilde bilincli ya da bilincsiz kesilmistir. Bunun uzerine Dr.Ozel Amerika’da bir arastirma merkezi yoluna gitmistir. Anvirzel adi verilen ilac Amerika’da Faz I klinik testlerini gecip ikinci faz icin FDA onayini almistir. Cesitli kaynaklara gore ekonomik imkansizliklar yuzunden Faz II testleri yapilamamistir. Ancak bazi firmalar Amerika disinda Nerium Oleander tedavisi veren hastaneler kurmustur. Su an Amerika’da kanser tedavisi icin yalnizca ozel izin ile temin edilebilmektedir.

Farz olan hikaye kismini bitirdikten sonra bilimsel gercekleri inceleyelim:

Amerika’nin kanser tedavisinde en ileri arastirma hastanelerinden olan Texas, MD Anderson Kanser Merkezi‘nde Dr. Robert A. Newman baskanliginda 2000 yili Temmuz ayinda yaptigi calisma sunlari soyluyor;

Anvirzel, Nerium Oleander ozunden elde edilen ilac “insan” kanser hucrelerini oldurmektedir. Ancak ilac laboratuar farelerindeki hucreleri etkilememektedir. Yani ilac insan kanserini tedavi edebilmekte ancak farelere etki etmemektedir, boylece ilacin fareler uzerinde etkisini incelemeye dayali arastirmalar yaniltici sonuclar verecektir. Bu yuzden arastirmalarda yalnizca fare hucreleri degil insan hucreleride kullanilmalidir. 


Arastirmada Anvirzel ve Oleandrin adli nerium oleander tabanli iki ilac test edilmistir ve insan kanserli hucrelerinden orta seviye de tepki alinmistir. Oleandrin’in kanserli hucre oldurme etkisinin Anvirzel’den daha fazla oldugu saptanmistir.

Texas, MD Anderson hastanesi, Amerika’nin en iyi 50 kanser arastirma hastanesi listesinde 2004 yilindan beri 1 numara’da bulunuyor. Su an Amerika’nin (belki de dunyanin) en iyi kanser tedavi merkezi.

2006, Haziran, Istanbul Universitesi Biyoloji Fakultesinin, uluslarasi literaturde yayinlanan makalesi;
Nerium Oleander ozunun kan kanseri hucrelerine olan etkisi (etkisi oldugu soyleniyor, sebebi arastiriliyor).

2006, Eylul, Faz 1 deneme sonuclari;  
(Faz 1 yalnizca dozaj ve yan etki arastirmaya yonelik) 18 hasta uzerinde denendi, herhangi bir yan etkiye rastlanilmadi. Tedavi edici ozelligi hakkinda tarafsiz bir sonuca varilamadi. Faz 2 denemeleri (kansere etkisini arastirmaya yonelik) icin onerilen guvenli doz 0.8 ml/m2/day.

2007, Aralik, Robert A. Newman, MD Anderson;
Zakkum tabanli Oleandrin insan pankreas kanseri hucrelerini olduruyor.

2008, Temmuz, Malezya Gadjah Mada Tip Fakultesi;
Nerium Indicum (Hint Zakkumu)  9 degisik insan kanser hucresinde denendi, bunlardan 3 turunde anti-tumor etki tespit edildi. Ilac saglikli hucrelere hic zarar vermiyor.

Anvirzel Ilacini veya Tedavisini Nerede Bulabilirim?
Anvirzel uzerinde arastirmalar yapmis olan MD Anderson Kanser Arastirma Merkezi’nden Dr. Robert Newman  zakkum tabanli ilaclar ureten Nerium Biotech Inc. adli sirketi kurdu. Bu sirket kanser ve beyin tumoru tedavisinde kullanilmak uzere Anvirzel uretiyor. Ilacin henuz Amerika’da FDA onayi olmadigi icin sirketin Latin Amerika’da ayagi olan Salud Integral adli sirket uzerinden yapiliyor. Ayrica burada ki klinikte hastalarin Anvirzel terapisi gormesi mumkun.

KAYNAKLAR

  1. Anticancer Drugs. 2000 Jul;11(6):455-63. Anvirzel, an extract of Nerium oleander, induces cell death in human but not murine cancer cells. Pathak S, Multani AS, Narayan S, Kumar V, Newman RA. Department of Cancer Biology, University of Texas MD Anderson Cancer Center, Houston 77030, USA. spathak@notes.mdacc.tmc.edu, http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11001386
  2. Journal of Islamic Academy of Sciences 1:2, 141-142, 1988, Promotion of Phagocytosis by Nerium Oleander Extract, Naci M. Bor, Hasan Dereagzi, Zahide Ibrahimoglu, Ayvaz Karabiyiklioglu, Hacettepe University Medical School Medical and Surgical Research Center, Ankara, http://www.medicaljournal-ias.org/1_2/Bor.pdf 
  3. Cytotoxic effects of leaf, stem and root extracts of Nerium oleander on leukemia cell lines and role of the p-glycoprotein in this effect.
    Turan N, Akgün-Dar K, Kuruca SE, Kiliçaslan-Ayna T, Seyhan VG, Atasever B, Meriçli F, Carin M.

    J Exp Ther Oncol. 2006;6(1):31-8.

  4. Autophagic cell death of human pancreatic tumor cells mediated by oleandrin, a lipid-soluble cardiac glycoside. Newman RA, Kondo Y, Yokoyama T, Dixon S, Cartwright C, Chan D, Johansen M, Yang P. Integr Cancer Ther. 2007 Dec;6(4):354-64.PMID: 18048883 [PubMed - indexed for MEDLINE]
  5.  Phase 1 trial of Anvirzel in patients with refractory solid tumors. Mekhail T, Kaur H, Ganapathi R, Budd GT, Elson P, Bukowski RM. Invest New Drugs. 2006 Sep;24(5):423-7.PMID: 16763787
  6. Selectivity of compounds isolated from the leaves of Nerium indicum Mill. on various human cancer cell lines. Mae SH, Sofia M, Bolhuis RL, Nooter K, Oostrum RG, Subagus W, Ibnu GG.

    Med J Malaysia. 2008 Jul;63 Suppl A:24-5.PMID: 19024965

Zerdeçal beyin tümörünü engelliyor

Zerdeçal, Güneydoğu Asya mutfağının önemli bir parçasıdır. Yakın zamanda yapılan bazı çalışmalar bunun kurkumin veya diferuloylmethane adı verilen ve kanser hücrelerini yokedici özelliği olan bir maddeyide barındırdığı ortaya çıktı. Buna rağmen hiçbir çalışma henüz antitümör özelliğini kanıtlayabilmiş değildi.

New York Üniversitesi (CUNY) kimya departmanından bir grup geçtiğimiz Şubat ayında bu konuya dair bir çalışma yayınladı. Ekip bu maddenin kan-beyin bariyerini geçebildiğini ve normal beyin dokusuna herhangi bir zarar vermediğini ortaya çıkardı. Dahası beyin tümörü oluşturucu bir madde verilen farelere, zerdeçaldan elde edilen kurkumin maddesi enjekte edildi. Kurkumin verilmeyen farelerde beyin tümörü oluşumu görülürken kurkumin verilenlerde görülmediği gözlendi.
Ekip bunun kurkuminin beyin tümörü gelişimini engelleyici özelliğinden olduğunu iddia ediyor ve kurkuminin tümöre karşı ilaç geliştirme için önemli bir kaynak olduğunu söylüyor.

Zerdeçal ile yapılan diğer bazı çalışmalarda gırtlak kanserinde ve bazı tümör türlerinde iyileştirici etkileri olduğunu gösteriyor. Ancak şu an bu çalışmalar yalnızca hayvanlar üzerinde yapılıyor. Bu maddenin henüz insanlarda da aynı etkileri verip verilmeyeceği bilinmiyor. Bu ancak 3 aşamalı bir klinik deney ile belirlenebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da şu: Yukarıdaki çalışmaların hepsi Zerdeçal dan elde edilen kurkumin maddesinin saflaştırılmış hali ile yapılmış. Ve bu maddenin deri altına iğne ile enjekte edilmesi gerekiyor. Gıda yolu ile alınan Zerdeçal’ın herhangi bir etkisi görülmüyor. Çünkü etkin maddeler tümöre ulaşmadan sindirim yolu ile vucuttan atılıyor.

Bu yüzden Zerdeçal yiyelim tümöre iyi gelir demek yanlış olur. Hatta bazı kişilerin “pahalı kemoterapileri bırakın Zerdeçal alın iyileşin” sözlerine biraz sağduyu ile yaklaşmak lazım. Hali hazırda Zerdeçal gibi ve etkinliği ondan çok daha fazla olduğu ispatlanan pek çok madde labaratuarlarda incelemede. Şayet Zerdeçal bir umut olacaksa milyonlarca dolarlık ilaç sektörü ve bu konuda çalışan yüzbinlerce bilimadamı bunu bize en güvenli şekilde sağlayacaklardır.

Herhangi bir ilaç geliştirilirken insanlar üzerinde yapılacak klinik deneylerde öncelikle bu madde vücuda herhangi bir zarar veriyormu o araştırılır. Bu maddenin güvenli dozu nedir bu belirlenir. Sonra bu madde herhangi bir fayda veriyor mu ona bakılır. Şayet bir fayda veriyorsa ve verdiği fayda kontrol edilebilir zararından çok ise ilaç olarak kullanıma sunulur.

Son Gelişmeler

Molecular Nutrition & Food Research  dergisinin 19 Ocak 2010 tarihli yayininda Kanada Quebec Universitesi’nden M. Perry ve arkadaslarinin yaptigi calismaya yer verildi. Ekip insan beyin tumoru genleri verilmis deney farelerinde kurkumin maddesinin etkilerini arastirmis. Kurkumin verilen farelerde tumorun gelismesinin ve damarlanmanin verilmeyen farelere gore yavasladigi gorulmus. Dahasi ekip labaratuar deneylerinde kurkumin maddesinin kan-beyin bariyerini etkin bir sekilde gectigini gostermis.

KAYNAKLAR

  • Curcumin inhibits tumor growth and angiogenesis in glioblastoma xenografts.Perry MC, Demeule M, Régina A, Moumdjian R, Béliveau R.Mol Nutr Food Res. 2010 Jan 19.
  • Curcumin Blocks Brain Tumor Formation. Purkayastha S, Berliner A, Fernando SS, Ranasinghe B, Ray I, Tariq H, Banerjee P. Brain Res. 2009 Feb 10. [Epub ahead of print]PMID: 19368804
  • Curcumin inhibits glyoxalase 1: a possible link to its anti-inflammatory and anti-tumor activity. Santel T, Pflug G, Hemdan NY, Schäfer A, Hollenbach M, Buchold M, Hintersdorf A, Lindner I, Otto A, Bigl M, Oerlecke I, Hutschenreuter A, Sack U, Huse K, Groth M, Birkemeyer C, Schellenberger W, Gebhardt R, Platzer M, Weiss T, Vijayalakshmi MA, Krüger M, Birkenmeier G. PLoS One. 2008;3(10):e3508. Epub 2008 Oct 23.
  • Demethoxycurcumin induces Bcl-2 mediated G2/M arrest and apoptosis in human glioma U87 cells. Luthra PM, Kumar R, Prakash A. Biochem Biophys Res Commun. 2009 Jul 10;384(4):420-5. Epub 2009 May 5.PMID: 19422808

Reishi mantarı

Reishi veya Lingzhi  (Ganoderma Luciducum) geleneksel Çin tıbbında yaklaşık 4000 yıldır ilaç olarak kullanılan bir mantardır. Reishi son yıllarda  akciğer kanseri, prostat kanseri, göğüs kanseri gibi çeşitli ciddi hastalık türlerinde de denenmiş ve diğer tedavilerin fazla umut vaad etmediği durumlarda bile kanseri iyileştirici etkisi gözlemlenmiştir. Bu yüzden özellikle Japonya, Çin ve Amerika’da pek çok doktor ve hasta tarafından kullanılmaya başlanmış ve etkileri araştırılmıştır. Bu araştırmaların sonucunda Reishi mantarının beyin tümörü hastalarına da yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır.

Tedavi edici özelliğinin keşfedilişi
Reishi mantarını özellikle Japonya’nın tanınmış doktorlarından Profesör Dr. Fukumi Morishige çeşitli hastalarında bu mantarı tedaviye destek veya alternatif olarak uygulamıştır. Dr. Morishige şu an Amerika’da Nobel ödülü kazanmış ünlü bilimadamı Linus Pauling tarafından kurulmuş Linus Pauling Bilim ve Tıp Enstitüsünde reishi mantarının kanser hastalarında tıbbi kullanımı alanında araştırma yapmaktadır.

Doktor Morishige reishi ile tanışması ile ilgili ilk anekdotlarını şöyle anlatıyor:
37 yıldır cerrah olarak çeşitli operasyonlar gerçekliştirdim. Cerrah olarak pek çok kanser vakası ile karşı karşıya geldim. Haziran 1986′da 39 yaşında bir bayan bana akciğer kanseri ve çeşitli akciğer problemleri ile geldi. Çeşitli hastanelere başvuran hastaya ameliyat dahi edilemeyeceği söylenmişti. Umutsuz bir durumda idi. Eve döndüğünde kocası hastaya reishi mantarı vermeye başlamış. Hastayı muayene ettiğimde gördüklerim beni çok şaşırttı. 6 ay önce kanserin yanısıra gögüs boşluğunda ödem vardı ve şimdi bu ödem tamamen kaybolmuştu. Çok yakında öleceği için cenaze defin işlemlerini yaptırmaya başlamış biri için bu inanılmaz umut verici bir haberdi. Röntgen filmleri ne göre hastada kanserden eser görünmüyordu. Hasta kesinlikle başka tedaviler uygulamadığını bunun eşinin verdiği reishi mantarının bir sonucu olduğunu söylüyordu. Hesabıma göre kocası ona günde yaklaşık 4 gram kadar reishi ekstresi veriyordu bu da oldukça fazla bir dozajdı. Durumu incelemek için bir operasyon yapıp akciğer zarından örnek aldık. Yaptığım biyopside gördümki alınan örnekte çok az miktarda kanserli hücre kalmıştı ve durum tamamen kontrol altında idi. Reishi hakkındaki ikinci ilginç vaka da bana gelen bir çocuktur. Hasta 5 yaşında ilen doğuştan karaciğer kanserine yakalanmış ve kanser bağırsaklarına kadar yayılmıştı. Doktorlar kanserli bağırsağın bir bölümünü almış ancak durumun umutsuz olduğunu söyleyip tedaviyi tamamen bırakmışlardı. Haberi alan anne baba çocuğu eve getirip boğazına takılı olan tüpten reishi vermeye başlamışlar. Hasta bana geldiğinde 9 yaşında idi! Ve bir doktor olarak ben yapılan çeşitli taramalara rağmen hiçbir hastalığa rastlamadım. Hastanın sadece bir kaç gram reishi ekstresi ile doğuştan olan ve ölümcül olan karaciğer kanserinden iyileşmesi beni şaşırtmıştı. Şayet bir kimse hiçbir tedavi uygulamayıp sadece reishi alarak ölümcül bir hastalıktan kurtulduysa bu madde ne olursa olsun araştırmalıdır ben de öyle yaptım.

Bundan sonra Doktor Morishige güvenilir bir Japon firmasından elde ettiği reishi ekstresini C vitamini ile birleştirerek hastalarına vermeye başlamış. İki gruba ayrılan çeşitli kanserlere sahip hastaların bir kısmına standard tedaviler uygulamış diğer kısmına ise ek olarak reishi ve C vitamini vermiş. Metastatik kanserlere sahip 140 hastanın tamamını uyguladığı bu yöntem ile iyileştirmiş. 1988 yılında tedaviyi test ettiği hastaların sayısı 300 olmuş.

Doktor Morishige’ye göre reishi’nin bu etkisi içerdiği polysakkaritler yüzünden imiş. Bunlar vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirip kanser hücrelerinin yok edilmesini sağlıyormuş. Kanser hastalarının pek çoğu zaten normal tedavileri sırasında çok zayıflayan bir bağışıklık sistemine sahip oluyorlar. Bu yüzden de basit hastalıklar dahi bu hastalarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Reishi sırf bu etkisi yüzünden dahi tümörlü hastalara bir umut olabilir.

Beyin tümörü üzerinde etkisi
Dr Morishige’nin reishi mantarı kullandığı hastalardan biri de 70 yaşın üstünde bir beyin tümörü hastası. Hastanın beyninde 5cm büyüklüğünde bir tümör bulunmaktaydı ve ameliyata rağmen hasta bilincini yitirmiş durumda idi. Reishi tedavisine Haziran ayında başlandı ve Eylül ayında hasta yeniden bilincine kavuştu ancak tümörün boyutlarında herhangi bir değişme gözlemlenememişti. Fakat Aralık ayına gelindiğinde nörologları bile şaşırtacak bir gelişme oldu ve tümör küçüldü. Hasta şu an kendini gayet iyi hissetmekte. Başlangıç olarak bilincini yitirmiş hastaya midesine bağlanan borudan 6gram reishi ekstresi verildi. Hasta yeniden bilincini kazandıktan sonra da ağızdan verilmeye başlanıldı. Hasta mantarın tadından hoşlanmadığı için mantarın dozu 3grama düşürüşdü. Dozaj düşürüldüğü halde bile tümör küçülmeye devam etti ve en sonunda 1cm boyuna indi. Hasta sağlığına kavuşması ile birlikte hastaneden ayrılarak ailesinin yanına döndü.

Kullanımı
Reishi mantarı tedavide buruk tadı yüzünden genellikle taze veya kurutulmuş olarak ince toz haline getirilir ve suda çözdürülerek kullanılır. İçine reishi ekstresi eklenen su bir çaydanlıkta yaklaşık 2 saat kadar kaynatılır ve hemen kullanılır. İçerdiği yüksek miktarda antioksidan sebebi ile hemen kullanılmazsa yaklaşık bir buçuk saat içinde özelliğini  yitirir.

Reishi’yi FDA Yasakladı mı?
Reishi mantarı konusunda internette binlerce siteye ve bu mantarı içerdiği iddia edilen ürünlere rastlanmaktadır. Bu mucize ilaç satıcısı şarlatanların sattıkları ürünlerin içinde ne olduğu belli değildir. Bunlar herhangi bir kontrolden geçmeksizin kaçak veya beslenme destek ürünü olarak satıkmaktadır. Bazı sitelerde ise reishi mantarının son derece zehirli olduğu ve Amerika’da FDA tarafından yasaklandığı söylenmektedir. Ancak ilginç olan bunları söyleyen siteler de yine ticari amaçla hazırlanmış sitelerdir. Büyük ihtimalle hastaların güvenini kazanıp onlara başka ilaçlar satma amacı gütmektedirler. Çünkü FDA’in reishi mantarını yasakladığı haberi doğru değildir. Ancak FDA reishi mantarı içerdiği iddia edilen ve internet üzerinden satılan çeşitli ilaçları yasaklamıştır. Reishi mantarı özellikle Çin ve Japonya’da binlerce yıldır pek çok kişi tarafından yaygın olarak ilaç olarak kullanılmaktadır. Yaygın kullanıma karşın yine de az yetişen bir mantardır bu yüzden özellikle internette taklit veya sahte ürünlere rastlamak mümkündür. FDA bu sahte ilaçları yasaklamıştır. Reishi mantarı bir gıda ürünü olarak kabul edilmektedir ve gıda olarak kabul edilen hiçbirşey uluslarası kanunlara göre ilaç statüsünde satılamaz.

Bilimsel Çalışmalar
John ve Tina Chen tarafından 2004 yılında yayınlanmış Çin Tıbbi Herboloji ve Eczacılığı adlı kitapta da reishi mantarının çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanımı ve deneysel sonuçları geniş bir şekilde anlatılmıştır.

Son yıllarda ise reishi mantarı konusunda bilimsel çalışmalar artmıştır. 2009 yılı Aralık ayında saygın tıp mecmuası Bioscience dergisinde Taiwan Tıp Üniversitesinde yapılmış bir çalışma yayınlanmıştır. Yapılan çalışmada reishi (Ganoderma Luciducum) kan kanseri hücreleri üzerinde denenmiş ve bağışıklık sistemini tetikleyerek fagositoz yolu ile kanserli hücrelerin yok edildiği görülmüştür. 2010 yılı Mart ayında Madrid Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada Ganoderma Luciducumun insan lösemi hücrelerini yok edici özelliği bulunmuştur.

2009 Aralık ayında TG Pillai, M.John ve Sara Thomas tarafından yapılan bir başka çalışmada da reishi mantarı, deneklere kemoterapide kullanılan cisplatin adlı ilaçla beraber verilmiştir. Cisplatin kemoterapide oldukça sık kullanılan güçlü bir ilaçtır. Bu yüzden uzun süre kullanımda hastalarda böbrek yetmezliğine yol açmaktadır. Reishi mantarı verilen deneklerde cisplatinin böbrek üzerindeki yan etkilerini yok ettiği ve iyileştirici etkisi gözlemlenmiştir.

Uluslarası Farmakoloji Biyoteknoloji mecmuasının 2009 Aralık ayında yayınlanan sayısında da Ganoderma Luciducum’un çeşitli kanser hastalıkları ve AIDS gibi bağışıklık sistemi hastalıklarında tedavi edici özelliklerinden genişçe bahsedilmiştir.

KAYNAKLAR

  • Ganoderma lucidum induced apoptosis in NB4 human leukemia cells: Involvement of Akt and Erk. Calviño E, Manjón JL, Sancho P, Tejedor MC, Herráez A, Diez JC.J Ethnopharmacol. 2010 Mar 2;128(1):71-78. Epub 2009 Dec 29.
  • Ganoderma lucidum extracts inhibited leukemia WEHI-3 cells in BALB/c mice and promoted an immune response in vivo. Chang YH, Yang JS, Yang JL, Wu CL, Chang SJ, Lu KW, Lin JJ, Hsia TC, Lin YT, Ho CC, Wood WG, Chung JG. Biosci Biotechnol Biochem. 2009 Dec;73(12):2589-94. Epub 2009 Dec 7.
  • Ganoderma lucidum: a potent pharmacological macrofungus. Sanodiya BS, Thakur GS, Baghel RK, Prasad GB, Bisen PS. Curr Pharm Biotechnol. 2009 Dec;10(8):717-42.
  • Prevention of cisplatin induced nephrotoxicity by terpenes isolated from Ganoderma lucidum occurring in Southern Parts of India. Pillai TG, John M, Sara Thomas G. Exp Toxicol Pathol. 2009 Dec 2.


Helleborus Niger – Noel gülü

Helleborus Niger (Noel gülü), düğün çiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasından orta, Helleborus cinsinden yaban gülüne benzer zehirli bir bitki türüdür.

Helleborus cinsi bitkilerin Güney ve doğu Avrupa’dan Kafkasya sınırlarına kadar yayılmış yaklaşık 20 türü bulunur. Bunların Türkiye’de doğal olarak yetişen iki türü vardır. Bunlardan H. orientalis, Kuzey Anadolu’da Bolu, Kastamonu gibi illerde geniş bir yayılma alanına sahiptir. Genellikle orman açıklıklarında ve orman altlarında yetişir. Diğer bir tür H. vesicarius ise Güney Anadolu, Amanos Dağları, Kahramanmaraş, Gaziantep çevresinde yetişir. H. orientalis halk arasında Bohça otu, Kara çöpleme, Siyah harbak, Boynuz otu, Danabağırtan, Danakıran gibi yöresel isimlerle anılır. Kökleri Kuzey Anadolu’da büyükbaş hayvanların bronşit ve benzeri göğüs hastalıklarında kullanılır.

Helleborus Niger ise Avrupa’ya özgü bir bitkidir. Bu bitki değişik kültürlerde öteden beri çeşitli ülserli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktaydı. Ancak 2002 yılında İsveç, Uppsala Üniversitesinden bir grup Helleborus türü bitkiler üzerinde yaptıkları geniş bir çalışmada bu bitkilerin 10 kadar türünün sitotoksik yani tümör öldürücü güce sahip olduğunu buldular ve bu bitkileri kanser araştırmaları için hedef gösterdiler. Fakat bu konuda uzunca bir süre çalışma yapılmadi.

2009 yılı Nisan ayında Berlin Üniversitesinden bir ekip bu bitkinin tümör öldürücü özelliği üzerinde yaptıkları çalışmayı yayınladılar. Bu çalışmanın amacı Noel Gülü’nün geleneksel kullanımlar dışında kanser, lösemi, lenfoma gibi hastalıklarda tedavi edici özelliğinin araştırılması idi. Bunun için suda çözülmüş Noel Gülü ekstresi insanlardan alınan çeşitli kanser hücrelerine verildi. Noel Gülü ekstesinin sağlıklı hücrelere dokunmadan kanserli hücrelere nüfuz ederek bu hücrelerin kendi kendilerini imha etmesine yol açtığı görüldü. Özellikle başka bir bitkisel kanser ilacı olan Vincristine ile birleştiğinde çok etkileyici sonuçlar alındı.

Ekip bu çalışmanın sonucunda Noel Gülü ekstesinin kanserli hücreleri seçici olarak yok ettiğini ve muhtemel bir kanser ilacı olarak canlı denekler üzerinde denenmesi gerektiğini bildirdi.

Umarız bu bilgilere ulaşan başka araştırıcılarda Noel Gülü üzerinde çalışma yaparlar ve bunu bize bir tedavi olarak sunabilirler.

KAYNAKLAR

  • Apoptosis-inducing activity of Helleborus niger in ALL and AML. Jesse P, Mottke G, Eberle J, Seifert G, Henze G, Prokop A. Pediatr Blood Cancer. 2009 Apr;52(4):464-9.
  • Selective cytotoxicity evaluation in anticancer drug screening of fractionated plant extracts. Lindholm P, Gullbo J, Claeson P, Göransson U, Johansson S, Backlund A, Larsson R, Bohlin L. J Biomol Screen. 2002 Aug;7(4):333-40.

Isırgan Otu ile kanseri yendi

İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Tıp Fakültesinden  Prof. Metin Aydın ve arkadaşları tarafından uluslarası literatüre rapor edilen bir vakada, 65 yaşında bir gırtlak kanseri hastasının ısırgan otu kullanarak iyileştiği bildirildi.
65 yaşındaki hasta “dysphagia” (yutkunma güçlüğü) şikayeti ile kendilerine başvurmuş. Yapılan tetkiklerde hastanın gırtlağında büyükçe bir kitleye rastlanmış. Kitleden doku örneği alınarak yapılan incelemede bunun adenocarcinoma adı verilen kanser türüne ait bir tümör olduğu görülmüş. Ancak tümörün yeri ve boyu itibari ile kitleyi ameliyat uygulanamamış. Hastaya radyoterapi ve kemoterapi uygulanması tavsiye edilmişse de hasta bu tedavileri kabul etmemiş. Hastanın midesine besleme borusu takılarak hasta taburcu edilmiş. 


6 ay sonra hasta kliniğe tekrar döndüğünde yapılan tetkikte hastanın yutkunma yetisini tekrar kazandığı ve takılan boruya ihtiyaç duymadığı görülmüş. Hastada ki tümörü tekrar inceleyen doktorlar tümörün küçüldüğünü ve ölmeye başladığını görmüşler. Herhangi bir radyoterapi ve kemoterapi uygulanmayan hastada ki bu gelişme doktorları çok şaşırtmış. Hastaya ne yaptığını sorduklarında ise hastanın hastaneden taburcu olduğundan sonra geçen 6 ay boyunca günde 1.5 litre kaynatılmış ısırgan otu suyu içtiğini öğrenmişler. 


Daha önceki bir başka vakada ise en şiddetli beyin tümörü türü olan GBM hastası Sergül Koç, hastalığından tamamen kurtulduğu bildirilmişti. Doktorlarında şaşırdığı bu durumu hasta kullandığı ısırgan otu tohumu, çörek otu tohumu ve karakovan balından yaptığı karışıma bağlıyor.


Yapılan bazı labaratuar çalışmaları da ısırgan otundan elde edilen özütün kanserli deneklerdeki tümör kitlelerini küçülttüğünü ve deneklerin hayatlarını uzattığını gösteriyor. 


KAYNAKLAR

  • M. Aydin, A.Aslaner &A.Zengin, Using Urtica Dioica In Esophageal Cancer: A Report of a Case . The Internet Journal of Surgery. 2006 Volume 7 Number 2
  • M. Abdel-Kader , A.H. Mahmoud , H.M. Motawa , H.E. Wahba and A.Y. Ebrahim, Antitumor Activity of Urtica pilulifera on Ehrlich Ascites Carcinoma in Mice, Asian Journal of Biochemistry  2007, Volume: 2, Issue: 6,  Page No.: 375 – 385
__________________________________________________________

Yazan VivasanShopTürkiye içeri Bitkisel Tedavi

Yanıtla Cevaplamayı iptal et

Ürün Kategorileri

İndirimdekiler

  • elmasirkesi Elma Sirkesi Tableti (Apflessig Drops) 63.11 TL 52.11 TL
  • Salmon_oil_balık_yağı Salmon Oil (Lachsöl – Vital Plus) Balık Yağı 38.79 TL 37.64 TL
  • Okaliptus_eucalyptus Okaliptus (Eukalyptus) Eter yağı 30.40 TL 25.77 TL
  • Biberiye_Rosemary Biberiye (Rosmarin) Eter Yağı 35.61 TL 26.06 TL
  • Lavanta_lavender_b Lavanta (Lavendel) Eter Yağı 33.00 TL 28.08 TL

Yeni Ürünler

  • sun_pure_cream_bronzator Sun Pure Abracadabra (Bronzlaştırıcı) 63.69 TL
  • sun_pure_dopo_sole Sun Pure Aftersun (Güneş Sonrası Krem) 63.69 TL
  • sun_pure_SPF_50 Sun Pure SPF 50 (Doğal Güneş Kremi) 69.48 TL
  • sun_pure_SPF_30 Sun Pure SPF 30 (Doğal Güneş Kremi) 69.48 TL
  • Hint_Tutsusu_Yagi Hint Tütsüsü Yağı – Akgünlük (Incense India) 66.59 TL

Son Haberler

ÇOCUKLAR İÇİN ETER (ESANSİYEL) YAĞLARINI SEYRELTME ORANLARIyazan VivasanShopTürkiye
Hamilelikte ve Emzirme döneminde Vivasan ile Meme ve Vücut Bakımıyazan VivasanShopTürkiye
Hamilelikte ve Emzirme döneminde Jojoba Yağı’nın kullanımıyazan VivasanShopTürkiye

Copyright Vivasan Shop Türkiye 2012